SAVAŞ TARİHİ- KARA SAVAŞLARI

indir (2)
Kara Harekatı

KUMKALE OYALAMA ÇIKARMASI

V. Ordu komutanı Liman Von Sanders, Boğaz Bölgesi’nin savunmasında ağırlığı Saroz Körfezi ve Anadolu yakasında Beşige Koyu çevresine vermiştir. Düşüncesine göre İntepe, Erenköy, Kepez ve Çanakkale’de bulunan topçu mevzilerini tehdit eden, kilit noktasını oluşturan Erenköy Mevzileri’nin ele geçirilmesiyle Boğaz’ın savunması ciddi sarsıntıya uğrardı. Liman Von Sanders’in Başkomutanlığa sunduğu bu raporunda oldukça haklıydı. Fakat bu harekatın şu tarafı unutulmuştu: Menderes’ten itibaren doğuya doğru uzanan dağlık arazinin olması harekatın dağlarla Boğaz arasında sıkışır, savunmaya elverişli ormanlarla kaplı engebeli arazi bu harekatı oldukça zora sokardı. Böyle bir harekat için oldukça büyük bir güce ihtiyaç duyulmaktaydı. Bu sebeplerden dolayı İtilaf Kuvvetleri bu harekattan vazgeçmiştir. General Hamilton’un Fransız Komutanlığı’na 18 Nisan’da verdiği emirle, Gelibolu Yarımadası’na çıkacak ana kuvvetlere yardım ve boğaz girişinde bulunan Türk kuvvetlerinin tespit edilmesi amacıyla Kumkale’ye çıkarma yapılması, buradaki Türk birliklerinin imha edilmesiyle yine aynı birliklerin Avrupa yakasına taşınması istenmiştir. Ayrıca bu harekata destek amacıyla Beşige Koyu’na da bir gösteri çıkarması yapılacaktır.

Fransız Filosu, 25 Nisan saat 04:30’da plan gereği Kumkale önlerine geldiler ve 05:15’te bombardıman başlar. Akıntılar yüzünden Fransız Tugayı ancak saat 10:00’da kıyıya ayak basmıştır. Aynı saatlerde Beşige kıyılarında olan Fransız birlikleri öğlene doğru yoğun sis sebebiyle harekattan vazgeçmiş ve geri çekilmiştir.

Anadolu yakasını savunmadan sorumlu 15. Kolordu Komutanı Weber Paşa, kıyıları zayıf kuvvetle tutmak ve gece yapılacak taarruzlarla düşmanı geri püskürtmek düşüncesindedir. Bu sebeple ana kuvvetleri geride toplu olarak tutmaktaydı. Bu yüzden, kalabalık olan Fransız Tugayı Kumkale Koyu’nu ele geçirmiştir. Aynı gün saat 18:00’de yapılan Türk taarruzunda köyde göğüs göğüse mücadele olmuş fakat çıkan karışıklıklar neticesinde harekat durdurulmuştur. 26 Nisan’da yapılan çeşitli taarruzlar neticesinde asıl hedeflerine ulaşamayan Fransız kuvvetleri 26 Nisan’ı 27’sine bağlayan gece geri çekilmişler ve Gelibolu Yarımadası’nda gerçekleşen muharebelere destek vermek amacıyla bu bölgeye sevk edilmiştir.

Kumkale Çıkarması’nda Fransız Tugayı’na karşı çetin bir mücadele içerisine giren 3. Türk Tümeni’nden 31. ve 39. Alaylar oldukça ağır kayıplar vermiştir. Türk kaybı; 467 şehit, 763 yaralı, 505 kayıp olmak üzere toplam 1735 tir. Bunun karşısında Fransız Tugayı’nın kaybı; 176 ölü, 481 yaralı, 129 kayıp olmak üzere toplam 786 zayiattır.

SEDDÜLBAHİR BÖLGESİNDEKİ MUHAREBELER

General Hamilton, Yarımada’nın güneyindeki Seddülbahir Bölgesi’ni ana çıkarma noktası olarak belirlemiş, bu bölgenin kilit noktası olan Alçıtepe’yi ele geçirdikten sonra Kilitbahir Platosu’na inerek Türk topçusunu arkadan vurmayı planlıyordu. Bu plana göre Seddülbahir Bölgesi’ne 3 piyade tümeni ve bir Hint tugayı ayrılmıştır. Buna göre, bölgeye ilk olarak 29. İngiliz Tümeni çıkacak, bir gün arayla Fransız Tümeni ve 1. İngiliz Kraliyet Deniz Tümeni çıkarılacaktı. Alçıtepe’yi ele geçirmek için planlanan bu harekata destek vermek amacıyla Kabatepe bölgesine de Anzac Kolordusu çıkarma yapacaktır.

Seddülbahir Bölgesi’ne yapılacak çıkarma planlarında bu bölgede 5 ayrı nokta tespit edilmiş, plana göre çıkarma birlikleri bu noktalara aynı anda çıkacaklardı. Belirlenen bu çıkarma noktaları: Morto Koyu (S Koyu), Ertuğrul Koyu (V Koyu), Tekke Koyu (W Koyu), İkiz Koy (X Koyu) ve Zığındere ağzı kuzeyindeki Sarıtepe altı bölgesidir (Pınariçi Koyu) (Y Plajı).

Tüm bu kuvvetlere karşılık, Anafartalar kesiminin haricinde bütün Yarımada’nın savunması 9. Türk Tümen’e aitti. Bu da yaklaşık 35km. uzunluğunda geniş bir bölgeyi kapsamaktaydı. Buna göre 9. Tümen’e ait 27. Alay Kabatepe-Arıburnu arasındaki bölgeyi, 26. Alay Çamtepe’den Kerevizdere’ye kadar uzanan Seddülbahir kıyı şeridini savunmakla görevlendirilmiş, 25. Alay da Sarafim Çiftliği’nde ihtiyat kuvveti olarak yerleştirilmiştir. 9. Tümen karargahı Eceabat’ta bulunmaktaydı. Başlangıçta Seddülbahir Bölgesi’nin savunması 25. Alay’a aitti. Bu durum 22 Nisan’da değiştirilmiş, 26. Alay 25. Alay ile yer değiştirilmiştir. Bu kararın alınmasında en büyük etkenlerden birisi de 26. Alay komutanı Binbaşı Kadri’ye yeteneği açısından daha çok güven duyulmasıdır. Böylece 26. Alay aldığı emirle 22 Nisan sabahı Sarafim Çiftliği’nden yola çıkarak Seddülbahir Bölgesi’ne gelmiş ve 25. Alay’dan bölgeyi teslim almıştır.

Çıkarma harekatının ağırlık noktasını oluşturan Seddülbahir Bölgesi’nde Tekke Koyu, Ertuğrul Koyu ve İkiz Koy’un savunması 26. Alay’ın 3. Taburu’na bırakılmıştır. Bu sahil hattı yaklaşık 6km.’lik bir alandır. Tabur komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey, bulunduğu araziyi çok iyi değerlendirmiş ve 10. Bölüğü Ertuğrul sırtlarına, 12. Bölüğü Tekke Koyu ve İkiz Koy bölgesine, iki bölüklük kuvveti de ihtiyatta tutmuş, böylece Ertuğrul Koyu kuvvetli tutulmak suretiyle Yarımada’nın burun kısmı tıkanmıştır.

Tekke Koyu Çıkarması (W Plajı): Bir taburdan fazla İngiliz Kuvveti 25 Nisan günü saat 6:00’da kıyıya 400m. yaklaştı. Bu kıyıyı savunmakla sorumlu 12. Türk Bölüğü önce sessizliğini korudu. Çıkarma tekneleri karaya bindirir bindirmez Türk mevzilerinden kopan yoğun ateş sayesinde İngilizler çok büyük kayıplar vermiştir. Böylece kıyıya tutunamamışlar ve harekat durdurulmuştur. İleride alınacak düzenlerle yine bu çıkarma yenilenecek ve Tekke Koyu bir kez daha zorlanacaktır.

Ertuğrul Koyu Çıkarması (V Plajı): Bu koya yapılacak çıkarma iki ayrı düzende planlanmıştır. Bu bölgeye çıkacak İngiliz Kuvveti bir tugay kadardır. İlk hat, İrlanda Taburu Ertuğrul Koyu’nun batısına çıkacaktır. Diğer taraftan River Clyde kömür taşıma gemisine yerleştirilen ana kuvvetler Seddülbahir Kalesi’nin alt kısmında bulunan taşlık kısımda karaya oturtularak karaya çıkarılacaktır. Bu plan Truva Savaşı’nın bitmesine neden olan Truva Atı efsanesinden esinlenerek hazırlanmıştır. Böylece Ertuğrul Koyu’na aynı anda boşaltılacak 3 taburluk kuvvet Harapkale ve Gözcübaba Tepesi arasından ilerleyerek buradaki zayıf Türk direnişini kolayca kıracak, Seddülbahir savunması daha ilk saatlerde etkisiz hale getirilecekti.

Ertuğrul Koyu’na çıkacak İngiliz kuvveti 13 bölükten oluşmaktaydı. Ayrıca bir alay da ikinci kademede bekletiliyordu. Bu kuvvete karşılık burada sadece 10. Türk Bölğü bulunmaktaydı. Çıkarma filikaları ve River Clyde gemisi karaya yaklaşmaktaydı. Kıyıda bulunan Mehmetçik büyük sabır ve bilinçli davranarak karaya çıkmalarını beklemektedir. Filikalar karaya varır varmaz yoğun ateşle karşılaşan İrlanda Taburu çok fazla kayıp vermiştir. Sağ kalabilenler kumsal hattında bulunan küçük tümseklerin arkasına saklanarak canlarını kurtarmıştır. İrlanda Taburu böylece etkisiz hale getirilmiştir. Bu esnada River Clyde gemisinde bulunan iki taburdan fazla kuvvet, kalenin altında bulunan taşlık alanda karaya oturtulmuş ve yüzer bir iskeleye dönüştürülmeye çalışılan tekneler sayesinde karaya çıkmaya çalışmaktadır. 10. Türk Bölüğü buraya da yetişmiştir. Yoğun atış karşısında gemiden çıkanlar daha karaya ayak basamadan ölmeye başlamışlardır. Gemiden sarkıtılan rampa ve merdivenler, duba üstleri cesetlerle dolmuştu. Askerlerine moral vermek amacıyla ileri doğru atılan İngiliz subayları hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu sebeple İngiliz kuvvetleri en fazla subay zayiatını bu koyda vermiştir. Mehmetçiğin bu koyda gösterdiği insan üstü gayretleri ve kahramanlıkları sayesinde yaklaşık 2500 kişilik İngiliz kuvveti %70’ini kaybetmiş, kum seti ve kale duvarları altında can kaygısıyla kıyıya sığınmış olanların sayısı yaklaşık 200 kadardı. 25 Nisan günü akşamüzeri İngiliz gözlem uçağı pilotu Samphson’un raporunda Ertuğrul Koyu’nun 50m. açığa kadar kandan kıpkırmızı olduğu ibaresi geçmektedir. Ölen subaylar arasında 3. Fransız Tugay Komutanı General Napier de bulunmaktadır. 26 Nisan sabahı donanmanın ağır bombardımanı altında karaya çıkan birliklerin yoğun ateşi karşısında bölgedeki Türk kuvvetleri geri çekilmiştir. Bu şekilde karaya tutunabilmişlerdir. Bu koydaki İngiliz kaybı yaklaşık 6000’dir.

İkiz Koy Çıkarması (X Plajı): İngilizler bu koya bir tabur çıkarmayı planlamışlardır. Amaç, İkiz Koy ve kuzeyindeki Sarıtepe çıkarmalarıyla Seddülbahir savunmasını kuşatmaktır. Bu koyda, Liman Von Sanders’in savunma anlayışı yüzünden sadece gözetleme postaları bulunmaktaydı. Buradaki gözetleme postaları 30-40 kat üstün İngiliz kuvvetini oyalamayı başarmıştır. İngilizler’in iki bölükten oluşan ikinci kademesinin de karaya ayak basması üzerine Zığınderesi’nde bulunan Türk bölüğünden bir takım bölgeye kaydırılmış ve İngiliz ilerlemesi durdurulmuştur. 26 Nisan sabahı İngiliz kuvvetlerinin ileri hattı Karacaoğlan Tepesi’ne saldırıya geçmiş ve Türk kuvvetinin arkasına düşmüştür. Bu durum da oldukça tehlike yaratmıştır. Bu tehlike karşısında 3. Tabur Komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey, 9. Bölüğü buraya sevk etmiş ve İngiliz ilerlemesi durdurulmuştur. Tekke Koyu’ndaki savaşın kızışması üzerine 26. Alay, 7. Bölüğü destek amacıyla bu bölgeye sek etmiştir. Bu bölük yolda, önünde savunma kuvveti bulunmayan bir İngiliz birliğine karşı taaruza geçer. Akşama kadar süren mücadele sonucunda 7. Bölük ağır kayıplar vermesine rağmen İngilizler’i Karacaoğlan Tepesi’ndeki az sayıdaki kuvveti haricindeki tüm kuvvetini kıyıya hapis etmeyi başarmıştır.

Zığındere Ağzı Kuzeyi ve Sarıtepe Altı (Pınariçi Koyu) Çıkarması (Y Plajı): Bu bölgede tugay düzeyinde bir birlik çıkarılması planlanmıştır. Bu çıkarma, Seddülbahir Bölgesi’ni savunan Türk birliklerinin gerilerini hem tehdit edici durumuyla hem de burasının boş bırakılması nedeniyle gerçekten büyük bir tehlike oluşturmaktaydı. İngiliz tugayı saat 06:45’te hiçbir direnişle karşılaşmadan karaya çıkmıştır. İngiliz tugayı, vaat edilen takviyeyi beklemeye koyulması, ileri hareket için yeni bir emir beklemesi, güneydeki savaşların nasıl geliştiğini öğrenmemesi gibi nedenlerle çıktığı kıyıda hareketsiz kalmıştır. Bu durumda İngilizler büyük bir fırsatı kaçırmıştır. Eğer İngiliz kuvveti Alçıtepe doğrultusunda ilerleseydi önünde hiçbir savunma gücü bulmayacak ve böylelikle Alçıtepe’yi kolaylıkla ele geçirebilecekti. 26. Alay’ın elinde kalan son bölük de bu bölgeye sevk edilmiş, iki topçu bataryasına bu tugay hedef gösterilmiş, ayrıca 9. Tümen’e bildirilerek yardım istenmiştir. Böylece, 25. Alay 1. Tabur’un gelmesiyle bu tugay geri çekilmiştir.

Morto Koyu Çıkarması (S Plajı): Morto Koyu ve Eskihisarlık sırtları Seddülbahir savunmasının yan tarafına egemen olan ve Türk ihtiyatlarının kanatlara dağılmasını sağlayan yönüyle oldukça önemli bir noktaydı. Ayrıca burası ele geçirildiği zaman Boğaz topçusunun Rumeli kanadı baskı altında tutulabilecekti. Bu bölgeye bir İngiliz taburu çıkacaktı. Türk savunmasının buraya ayırabildiği kuvvet ise ağır silahları olmayan sadece bir takımdı. Bu takımın kuvvet çoğunluğu sırtın Morto Koyu’na bakan batı kesiminde bulunmaktaydı. Doğu kesimine sadece gözcüler yerleştirilmişti. Morto Koyu’nun merkez kesimleri 3. Tabur’dan ayrılan bir takım korumaktaydı.

Çıkarma harekatı 25 Nisan günü saat 04:30’da yoğun bombardıman ile başladı. Türk takımı yoğun bombardıman karşısında bir dakika bile tereddüt etmiyor ve top mermilerinin açtığı çukurlara girerek direnmeye devam ediyordu. Nihayet çıkarma filikaları denizde görülmeye başladı. Kıyıya yaklaştıklarında sıralardan biri doğuya, diğeri Morto Koyu’na bakan kıyılara yöneldi. İşte bu esnada Türk takımının bütün erleri yoğun bir atışa başladı. İngilizler daha karaya ayak basamadan ölmeye başladılar. Kumsala çıkıp sağ kalanlar dik yamaçların altına sığınarak hareketsiz kalmışlardır. Eski Hisarlık sırtlarına çıkan İngilizler buradaki 3 kişilik gözcü askerler karşısında kolayca burayı ele geçirerek Türk takımının arkasına sarkmaya başladı. Bu hareket karşısında takım komutanı takımını geri çekerek doğru bir karar vermiştir. Böylece zaman kazanarak 8. Bölüğün bölgeye yetişmesini sağlamıştır. Bu kuvvete Jandarma grubunun da katılımıyla İngiliz taburuna karşı taaruza geçilmiştir. Bu taaruz, donanmanın yoğun ateşiyle ancak durdurulabilmiştir.

Sonuçta, Seddülbahir çıkarmaları Çanakkale Cephesi’ndeki harekatın ağırlık merkezini oluşturmaktadır. 25 Nisan günü için ilk hedef Alçıtepe seçilmiş ve planlar buna göre hazırlanmıştır. Fakat Alçıtepe’yi 1 günde alabileceklerini düşünen İngilizler sert bir direnişle karşılaşmış ve çıkabildikleri kıyılara çakılıp kalmışlardır. Takviyeli 29. İngiliz Tümeni karşısında 5 ayrı noktada sadece 26. Alay’ın 3. Taburu ve 2. Taburu ile karşı konulmuştur. 25. Alay’ın bir taburu Sarıtepe altına çıkan İngiliz Tugayı’nı etkisiz kılmaya yetmiştir. 26 ve 27 Nisan tarihlerinde yapılan mücadeleler neticesinde İngilizler çok az bir derinlik elde edebilmişler ve kıyı başı anlamına gelen sağlam bir toprak parçasını ele geçirebilmişlerdir.

ALÇITEPE ( KİRTE ) SAVAŞLARI

I. Kirte Savaşı (28 Nisan 1915):

Fransız Tümeni’nin de gelmesiyle güçlenen General Hunter Weston komutasındaki İngiliz kuvveti Eski Hisarlık-Zığındere arasındaki bölgede Türk kuvvetlerine karşı taaruz hazırlıklarını tamamlamıştı. Bu taaruz 2 safhada gerçekleşecekti:
1. Safha: Asıl taaruz grubunu oluşturmaktadır. 29. İngiliz Tümeni, 1. İngiliz Deniz Piyade Tümeni’nden Ason ve Drake Taburları, Kitre yoluyla Yarımada’nın batı kıyıları arasında taaruza geçerek bir yarma yapacaktı.
2. Safha: 5 taburluk Fransız Tugayı harekatın doğu kanadını tutacak aynı zamanda İngilizler’in iç kanadıyla Kirte’ye ilerlemelerini kolaylaştıracaktı.

Bu kuvvetlerin karşısında Kolordu’dan alınan emirle 9. Türk Tümeni takviye amacıyla 19. ve 20. Alaylar bölgeye sevk edilmiştir. Kirte’nin doğusunu Kerevizdere’ye kadar olan bölgeyi 19. Alay, sağ kanadı yani batı kısmını 20. Alay savunacaktı. 25. ve 26. Alaylar yeniden düzenlenmek amacıyla geri çekilecekti. Bölgedeki Bursa Jandarma Taburu, 19. Alay emrine verilmiştir.

29. İngiliz Tümeni 28 Nisan günü saat 08:00’da güçlü donanma ateşi desteğiyle taaruza geçti. Bu taaruz karşısında Türk savaş ileri karakolları geri çekilmiş ve saat 09:00’da iki tarafın asıl kuvvetleri savaşa tutuşmuştur. Batı kanattan taaruza geçen iki deniz piyade taburuyla takviyeli 87. İngiliz Tugayı Yassıtepe’ye ilerlemiştir. Ne var ki toplam 10 İngiliz taburuna karşı 20. Alay bu taaruzu her seferinde durdurmuş ve ağır zayiatlar verdirmiştir. Doğu kanatta ilerleyen üstün İngiliz kuvvetine karşı direnen 26. Alay, 25 Nisan’dan beri savaşmakta ve bir gece bile uyumamış olduğundan bu cephe çözülmüştü. Tümen komutanına göre doğu kanat çökmüştü. Alçıtepe doğrultusu serbest kalmıştı. Bu kargaşada 3. Tabur Komutanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey ihtiyat grubunu alarak öne fırladı, rastladığı diğer askerleri de emrine alarak karşı siperlere taaruza geçti. Bu ileri hareket öteki birlikleri de canlandırdı. Böylece kaybedilen mevziler yeniden kazanılmış oldu. Diğer taraftan süngü hücumları etkili olmuş, Fransız birliklerinde çözülmeler başlamıştı.

1-2 Mayıs gecesi 20. Alay, karşısındaki İngiliz mevzilerine taaruza geçmiştir. Taktik açıdan baskın niteliğinde düşünülen bu taaruz İngilizler’in sert direnişiyle karşılaşmıştır. Bunun üzerine alay komutanı iki taburun daha muharebeye katılmasını emretti. Burada çok kanlı ve şiddetli muharebeler olmuştur. Sonunda kendisinden çok daha kuvvetli İngiliz birlikleri ve savunması karşısında bu hücumlar durdurulmuştur.

3-4 Mayıs gecesi gelen takviye kuvvetlerle birlikte yeni bir gece taaruzu yapılması planlanmıştır. Tasarlanan plana göre 15. Tümen soldaki 7. Tümen birlikleriyle birlikte taaruza geçecek, İngiliz-Fransız kuvvetlerini sağ taraflarından kavrayıp denize dökecekti. Fakat 15. Tümen İstanbul’dan Kilye Koyu’na yeni gelmiş, taaruz bölgesine vardığında yorgun ve bölgeyi tanımadan taaruza geçmesi gerekmekteydi. 7. Tümen’in taaruza katılacak kuvveti görünürde 3 alaydı. Bunlar batıdan doğuya doğru; 21. Alay, 19. Alay, Bursa ve Beyoğlu Jandarma taburlarıdır. Fakat bugüne kadar yapılan savaşlarda bu kuvvetler oldukça fazla zayiat vermişler, gerçekte toplam 3 taburu geçmemektedir. Taaruzdan önce 56. Alay’ın da bu tümen emrine verilme isteği kabul edilmiştir. Böylece, taaruza katılacak Türk kuvveti toplam 7000’i bulmuştur. Karşı tarafta bulunan Fransız kuvvetinin sayısı ise 17.000 kişiydi. Bunun haricinde arkasında deniz ve kara topçusunun desteği de bulunmaktaydı. Yapılan bu taaruz neticesinde karşılıklı olarak çok zayiat verilmesine rağmen herhangi bir başarı sağlanmamış fakat düşman kuvvetinde oldukça moral bozukluğuna sebebiyet vermiştir.

Karşılıklı taaruzlar 4 Mayıs’a kadar devam etti. 4 Mayıs günü Fransız General Amade’nin General Hamilton’a yazdığı rapor ilginçtir: “Verilen zayiatın altından kalkılamayacak ölçüde olduğu, Senegalli taburlarla yabancı lejyonların tam bir panik ruh haleti içinde artık savaşmalarına olanak kalmadığını, tez elden ve en az bir tugay ile takviye edilmedikleri takdirde Fransız cephesinin güvenlik ve dayanma şansının düşünülemeyeceği” bildiriliyordu. Bütün bunlar Türk süngüsünün eseriydi

II. Kirte Savaşı (6 Mayıs 1915):

İngiltere Harp Bakanı Lord Kitchener’in Londra’dan çektiği “daha fazla beklemek çok tehlikeli olur” telsiz emri uyarısını dikkate alan General Hamilton, 6 Mayıs sabahı yeni bir taaruz kararı alır. Ayrıca Harp Bakanlığı’ndan istediği ek kuvvet onaylanmış, 42. İngiliz Tümeni’nin ilk kafilesi olan 125. Tugay Seddülbahir’e ulaşmış, Fransız Tümeni de yoldaydı. Bunların yanı sıra Arıburnu’ndan iki ANZAC tugayı da bölgeye sevk edilmiştir.

Bu kuvvetlerin karşısında 7. ve 9. Türk Tümenleri savunma düzenlerini yenilemişler, 15. Tümen de Kerevizdere’de ihtiyatta bulunacaktır.
İki tarafın sayısal olarak kuvveti:
İngiliz-Fransız Kuvvetleri: 25.000’den fazla insan, 300’den fazla ağır makineli tüfek, 105 kara topçusu, 400’den fazla deniz topçusu. Türk Kuvvetleri: 10.000 insan, 24 ağır makineli tüfek, 40 top. 6 Mayıs sabahı İngiliz-Fransız kuvvetleri ilerlemeye başlamış, Türk ileri karakollarıyla temas sağlanmıştı. Birbirleriyle helalleşen Mehmetçik birbirlerine yeminler edilmiş, “ölünecek fakat tek bir karış toprak bırakılmayacak düşmana” sözleriyle adeta olacakları önceden gösteriyordu. Gerçekten de 7. Tümen insan üstü süngü taaruzlarıyla Fransızlar’a büyük zayiatlar verdiriyor, diğer tarafta 9. Tümen İngiliz kuvvetlerini şaşırtıyor, zekice yapılan harekatlar neticesinde İngilizler, Türkler’in ana kuvvetiyle bir türlü temasa geçemeden ağır zayiatlar veriyordu. Umutsuzca süren düşman taaruzları 8 Mayıs’a kadar sürdü. Amaç, 25 Nisan günü ele geçirilecek zannedilen Alçıtepesi’ydi. 3 gün süren II. Kirte Savaşı’nda Türkler 2000 zayiat, düşman 6500 zayiat vermiştir. Sonuçta, General Hamilton Londra’ya gönderdiği raporun ilk cümlesinde “Hedefime varamadan harekat başarısızlıkla sonuçlanmıştır.” demiştir.

III. Kirte Savaşı (4 Haziran 1915):

General Hamilton II. Kirte Savaşı’ndaki başarısızlığın moral çöküntüsü içindeydi. Gerek Lord Kitchener’in Arıburnu’nda 19 Mayıs taaruzlarında Türkler’in ağır zayiatlar vermesinden cesaretle Hamilton’a çektiği teşvik edici telgrafı, gerek ise iki generalinin önerileri sayesinde Seddülbahir’de 4 Haziran’da yeni bir taaruz kararı almasında etkili olmuştur.

III. Kirte Savaşı öncesinde Türk tarafında fazla kayıp verilmesine rağmen moral oldukça yüksekti. 9. Tümen Seddülbahir-Kirte yolu batısıyla Ege Denizi arasındaki bölgede mevzilenmiştir. 12. Tümen, doğu tarafına yerleştirilmişti. İkişer taburlu 19. ve 20. Alaylar’dan oluşan 7. Tümen Ali Bey Çiftliği’nin kuzeyindeki vadide ihtiyatta bulunmaktaydı. Bunlardan başka Soğanlıdere-Behramlı Bölgesi’nde 15. Tümen’in 58. ve 45. Alayları ile 11. Tümen’in 126. ve 127. Alayları, Bursa Jandarma Taburu ve 3. Tümen’den kalan 2 taburdan oluşan kuvvetler 15. Tümen komutanı Albay Şükrü Bey’in komutasında yeniden düzenlenmekteydi. Diğer bir kısım birlik de Albay Refet Bey komutasında Havuzlar Mevkii’nde bulunmaktaydı. Böylece Güney Bölge’deki Türk kuvveti toplam 21 Piyade Taburu, çeşitli top ve makineli tüfekten oluşan bir kuvvetti.

Fransız Kuvveti: İki tümenden oluşan 30.000 mevcutlu Fransız Kolordusu.
İngiliz Kuvveti: Üç tümenden oluşan 31.000 mevcutlu 8. İngiliz Kolordusu.
III. Kirte Savaşı planına göre;
1- ANZAC Kolordusu Arıburnu Bölgesi’nde bir gösteri taaruzu yaparak dikkatleri üzerine çekecek.
2- Fransız Kolordusu sağda, 8. İngiliz Kolordusu soldan taaruza geçecek, iki deniz piyade tugayı ve 87. İngiliz Tugayı ihtiyatta bulunacaktı.

4 Haziran günü saat 08:00’da başlayan yoğun kara ve deniz topçusunun atışına müteakip saat 12:10’da taaruz başlar. Yoğun bombardıman neticesinde tek bir canlı kalmadığını düşünen Fransızlar 12. Türk Tümeni cephesine hücum ederler. Ne var ki Türk mevzilerinden açılan çok etkili makineli tüfek ve yoğun piyade atışları karşısında ağır kayıplar vermişlerdir. Yoğun taaruzlar neticesinde Türk kuvvetinin insan üstü gayreti neticesinde Fransızlar ilk mevzilerine geri dönmek zorunda kalmışlardır.

12. Türk Tümeni’nin sağ kanadındaki İngiliz taaruzları 36. Alay’ın 3. Taburu’nca durdurulmuş, bu alayın solundaki 1. Tabur ise yoğun İngiliz taaruzu karşısında geri çekilmiştir. Yoğun taaruzlar neticesinde 2. İngiliz Deniz Piyade Tugayı ikinci hedefini ele geçirmiştir. 12. Tümen komutanı ihtiyattaki 22. Alay’ı derhal karşı taaruza geçirir. Bu harekat karşısında 2. İngiliz Deniz Piyade Tugayı geri çekilerek ilk siperlerine geri dönmüşlerdir. Sadece bu savaşta 2. İngiliz Deniz Piyade Tugayı 70 subayından 60’ını, 1900 erinden de 1000’den fazlasını kaybetmiştir. 42. İngiliz Tümeni ilk taaruzlarda Türk mevzilerinden 900m. içeriye girmeyi başarmıştı. Öte yandan 9. Tümen’in sağ tarafından taaruza geçen 29. İngiliz Tümeni durdurularak geri püskürtülmüştü. Karşılıklı taaruzlar 6 Haziran’a kadar devam etmiştir. Gündüz yoğun donanma ateşi desteğiyle ilerlemeye çalışan düşman kuvvetleri az miktarda ele geçirdikleri Türk mevzilerini gece yapılan Türk süngü hücumlarıyla geri kaybediyorlardı. Bu şekilde devam eden savaşlarda çok büyük kayıplara rağmen planlanan toprakları ele geçiremiyorlardı.

III. Kirte Savaşı’nda İngilizler 4500, Fransızlar 2031 zayiat vermiştir. Türkler ise 9000 zayiat vermiştir.
Kerevizdere Harekatı (21-22 Haziran 1915):

Fransızlar’ın “Kerevizdere Harekatı”, Türkler’in “83 Rakımlı Tepe Savaşları” olarak adlandırdığı muharebelerdir. Bu harekat planı Fransız Kolordu Komutanı General Gouraud (Guro) tarafından hazırlanmıştı. Taaruz Fransız Kolordusu tarafından gerçekleştirilecekti. Karşı tarafta 2. Türk Tümeni bulunmaktaydı. Fransız taaruzu 21 Haziran sabahı saat 04:30’da yoğun bombardımanla başlamıştır. Fransızlar ilk hamlede 83 Rakımlı Tepe’yi ele geçirdiler. Çetin geçen bu savaşta 2. Tümen çok kayıp vermiştir. 12. Tümen’in büyük kısmıyla takviye edilen 2. Tümen karşı taaruzla 83 Rakımlı Tepe’yi tekrar ele geçirmiştir. Yoğun bombardımanlarla Türk mevzileri barınılmaz hale gelmişti. İçleri ceset dolu siperler Fransızlar tarafından tekrar işgal edilmişti. Sol kanattaki başarıyla yetinmeyen General Guro verdiği emirle hedeflerin akşama kadar elde edilmesini söylemiştir. Yapılan taaruzlarla 83 Rakımlı Tepe yeniden işgal edildi. 21/22 Haziran gecesi yapılan Türk süngü hücumuyla işgal edilen yerler yeniden kazanılmıştır. Sonuç olarak iki gün süren savaşlar neticesinde 600m.’lik taaruz cephesinde sadece 1. Türk savunma hatlaruyla 83 Rakımlı Tepe işgal edilmişti. Bu iki günlük çetin savaşlarda Fransızlar’ın zayiatı 2500, Türkler’in zayiatı ise 5800 idi.

Zığındere Savaşları (28 Haziran-5 Temmuz 1915):
Kerevizdere Savaşı’nda ağır zayiat veren 2. Türk Tümeni önce ihtiyata çekilmiş, 25 Haziran’da da Asya yakasına intikal ettirilmiştir. Bunun yerine 1. Tümen ve 6. Tümen bölgeye sevk edilmiştir. Sevk edilen birliklerle Güney Grubu Cephesi 3 tümenle (11., 7. ve 12. Tümenler) tutulmuştu. Bunlardan 11. Türk Tümeni Zığındere Bölgesi’ni savunmakla görevlendirilmişti.

İngiliz Kuvvetleri: Hint Tugayı ve 87. İngiliz Tugayı birinci hatta, 86. İngiliz Tugayı ikinci hatta olmak üzere Zığındere Sırtı’na; 156. İngiliz Tugayı birinci hatta, 88. İngiliz Tugayı ikinci hatta olmak üzere Çamağacı Sırtı’na taaruz emri almıştı. Taaruz, 28 Haziran saat 09:00’da ağır topçu ve donanma topçu ateşiyle başlar. Zığındere’nin sağ yamacında bulunan 22 makineli tüfek, Türk mevzilerini ateş altında tutmaktaydı. Yoğun taaruzla Zığındere batısında içi yaralı ve şehit dolu Türk mevzileri işgal edilmişti. Zığındere doğusunda İngiliz ilerlemesi durdurulmuştu. İlk gün İngilizler’in elde ettiği başarı elde edecekleri başarıların en büyüğüydü. 28 Haziran’daki ilk gün taaruzunda Türk kaybı 2013, İngiliz kaybı ise 1750 idi.

Zığındere Bölgesi’ndeki savaşlar karşılıklı taaruzlarla devam etmiştir. 2 Temmuz’da 2. Kolordu Komutanı General Faik Paşa’nı emri ile sağ kanattan birliklerin taaruza geçmesi emredilmişti. Bu taaruz tamamen bomba ve süngüyle baskın niteliğinde olacaktı. Taaruza katılan 70. Alay Komutan Vekili Binbaşı Reşat Bey taaruzu şu şekilde anlatmaktadır:

“Manevralarda hücum edercesine ve subayları önde bulunduğu halde Allah! Allah! diye haykırarak düşman üzerine atıldı. Ne yazık ki düşman cephesinin tam olarak tahrip edilememesi, arazinin açık bulunması ve bilinmemesi, düşmanın yağmur gibi yağan şarapnel, piyade ve özellikle yandan ateş altına alan fazla sayıda makineli tüfek ateşleri erlerin tümüyle eritmişti. Sağ kalan ve düşman siperlerine 30m. yaklaşan erler de bulundukları yerde baş kaldırmamak koşuluyla barınabilmişlerdir. Bu sırada subayları başlarında olduğu halde ilerlemekte olan 11. ve 12. Bölükler’in erleri takım takım ileriye gönderilmiş, daha yoldayken yarı yarıya şehit olduklarından avcı hatları takviye olunamamıştır.”

2. Kolordu Komutanı, 1. Tümen komutanını sıkıştırarak taaruzların devam etmesini istiyordu. Fakat verilen büyük kayıplar sonucu bu hatta savunmaya geçilmesi kararlaştırılmıştı. Bu taaruzlar 3 Temmuz sabahına kadar sürmüştür. Bu başarısızlık sonucu 2. Kolordu Komutanı Faik Paşa görevden alınmış, yerine Mehmet Ali Paşa getirilmişti. Emrine 3. ve 5. Tümenler de verilerek birlikler takviye edilmişti. Taaruz 5 Temmuz’da yapılacaktı. 3. Tümen altı taburla Zığındere batısından, 5. Tümen dört taburla Zığındere doğusundan taaruza geçecekti. Birlikler 5 Temmuz’da saat 03:45’te süngü takarak ateş açmadan taaruza geçmiştir. Topçu desteği olmaksızın süngü hücumuna geçen birlikler ağır zayiatlar vermiştir. Kolordu komutanı ağır zayiatlara rağmen birlikleri takviye ettirerek yeniden hücuma geçmeleri emrini vermekteydi. Nihayet bu durum aynı gün saat 21:00’da Kolordu Komutanı Mehmet Ali Paşa’nın verdiği emirle son bulmuştur.

8 gün süren bu kanlı Zığındere Savaşları’nda yaklaşık 16.000 zayiat verilmiştir. Buna rağmen düşmanın zayiatı oldukça azdı. Zığındere Savaşları’nın bu şekilde sona ermesi sonucu Güney Grup Komutanı Weber Paşa, Liman Von Sanders’in emriyle 6 Temmuz’da görevden alınmış yerine Vehip Paşa getirilmiştir.

Seddülbahir Bölgesi’nde olan savaşlar sonucu İngiliz ve Fransızlar hiçbir hedeflerine ulaşamamış, büyük kayıplar vermiştir. Bunun sonucunda 23 Kasım 1915’te İngiliz Harp Meclisi Yarımada’nın tamamen boşaltılmasına karar vermiştir. Bu karar sonucunda 20 Aralık 1915’te Arıburnu Bölgesi, 9 Ocak 1916’da Seddülbahir Bölgesi boşaltılmıştır.

ARIBURNU BÖLGESİNDEKİ MUHAREBELER

Liman Von Sanders’in çıkarmalar yönünden yanlış düşünmesi sebebiyle Yarımada’nın savunmasına sadece 9. Tümen’i vermiş, 19. Tümen’i de Bigalı Köyü ve Maltepe Mevkii’nde ihtiyatta bırakmıştır. 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 27. Alay’ı Azmak Dere-Çamtepe arasındaki bölgeyi savunmakla görevlendirmişti. 27. Alay Komutanı Yarbay Şefik Bey bir taburunu bu savunma bölgesine serpiştirmiş, alayın geri kalan kuvveti Eceabat yakınlarındaki Top Zeytinlik Mevkii’nde toplu halde bulunmaktaydı.

General Hamilton’un genel harekat planında Arıburnu Bölgesi için Avustralya ve Yeni Zelandalılar’dan oluşan 2 tümenli A.N.Z.A.C. Kolorusu ile 2. Tali Filo görevlendirilmiştir. Baskın etkisi bakımından ilk çıkarma karanlıkta yapılacak, bütün kolordu 1 günde karaya çıkarılacak, Türk savunması felce uğratılacaktır. Yapılacak bu harekat ile birlikte Boğaz’ın hakim tepeleri işgal edilerek Eceabat doğrultusunda ilerlenerek Seddülbahir Bölgesi’ne çıkan birliklerin kuzey kısmı korunacaktır. Ayrıca buradaki Türk kuvvetlerinin kıyıyla bağlantısı kesilip, Kilitbahir Platosu’na taaruz için başkomutanlık emri beklenecektir.

Arıburnu Çıkarması

24 Nisan 1915’te saat 14:00’da Mondros üssünden hareket eden A.N.Z.A.C. Kolordusu ile yüklü gemiler 2. Tali Filo, 25 Nisan saat 01:30’da çıkarma noktasına 9km. mesafedeki buluşma noktasına ulaşmıştı. İlk hücum dalgasını oluşturan 1500 kişilik birlik Kabatepe Bölgesi’ne doğru ilerlemeye başladı. Ne var ki, kıyı akıntıları yüzünden kuzeye doğru sürüklenmiş, Kabatepe kumsalı yerine Arıburnu kıyılarına düşmüşlerdir. Bu kıyıları gözetleyen 2. Takım’ın iki mangası sahilde, 2. Takım’ın geri kalanı Takım Komutanı Asteğmen Muharrem komutasında küçük Türk birliği Haintepe’de bulunan mevzilerden yoğun ateşle kıyıya çıkan birliklere zayiatlar verdiriyor, sağ kalanlar Arıburnu kıyı eteklerine sığınarak canlarını kurtarabilmişlerdir. Mevzilerin iki tarafının kuşatılmasına rağmen savunmayı sürdüren bu küçük Türk birliği yaralanan takım komutanı ve az sayıda sağ kalan asker geri çekilmiştir. Bu sırada Yüksek Sırt’ta mevzilenen 8. Bölük’ün 3. Takım’ı şiddetli yan ateşleriyle düşman çıkarmasını bastırırken gün ağardıktan sonra Kabatepe ve Palamut Sırtları’ndaki bataryalar da ateşe başlamıştır. Saat 05:00’da yoğun donanma ateşi başlamış, çıkarma da hızını arttırmış ve 3. Avustralya Tugayı da sabahın erken saatlerinde Arıburnu kıyı bölgesine yerleşmişti. Kısa süre içerisinde Kanlısırt’ı ele geçiren düşman, Kabatepe’deki Türk bölüğü ve bataryasının direnişi karşısında ilerleme durdurulmuştur. Büyük bir özveriyle çarpışan zayıf Türk birlikleri geri çekilmeye başlamış, böylece düşman Conkbayırı doğrultusunda serbest kalmıştır. Arıburnu’nda Balıkçı Damları Mevkii’ni korumakla görevli 8. Bölük’ün bir takımı buraya çıkan Anzac taburunu durdurmayı başarmıştır. Üstün düşman kuvveti karşısında bu takım geri çekilmiş, böylece Cesaret Tepe işgal edilir.

27. Alay aldığı emir üzerine harekete geçerken Kabatepe’den gelen bir telefon haberinde Anzaclar’ın iki taburla Arıburnu’na çıktığı, burada kanlı savaşların olduğu, çıkarmaların sürdüğü ve düşmanın Kanlısırt, Kırmızı Sırt ve daha kuzeydeki sırtları ele geçirdiğini öğrenir. Alay, Kemalyeri hizasına geldiğinde Conkbayırı’nda silah sesleri geliyor, Düztepe-Conkbayırı hattında bulunan küçük Türk birliğinin düşmanı oyalamaya çalıştığı anlaşılıyordu. 27. Alay Komutanı, Kemalyeri-Merkeztepe hattı üzerinden taaruz kararı verir ve Alay saat 08:00’da taaruza geçer. 27. Alay’ın taaruzu gelişmiş ve Karayürek Deresi’ndeki Anzac ileri hatları tamamıyla temizlenmiştir. Tüm bu gelişmeler olurken, 19. Tümen Komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal yoğun silah seslerinden ve gelen raporlardan çıkarmanın başladığını ve çok çetin geçtiğini anlamıştır. 9. Tümen Komutanı Albay Halil Sami Bey, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal’e şu mesajı gönderir: “Düşman Arıburnu’na yaklaşık 1 tabur asker çıkarmıştır ve bu kuvvet Kocaçimen istikametinde ilerlemektedir. 19. Tümen’in 1 taburu bölgeye gönderilmelidir.”. Mesaj gelince Mustafa Kemal bu bölgeye 1 taburun yeterli olmayacağını düşünerek 57. Alay’ın tamamının derhal hazırlanmasını ve yola çıkmasını emreder. Bu emirle 57. Alay saat 08:00’da Kocaçimen Tepe’ye doğru hareket eder. Saat 09:40’ta buraya ulaşan alaya 10 dakikalık mola verilir. Kendisi Conkbayırı’na çıkar. Burada düşman karşısında Balıkçı Damları Mevkii’nden geri çekilen Türk askerleriyle karşılaşır. İşte burada bu bölgedeki savaşın gidişatını değiştirecek bir olay gerçekleşir. Bu olayı bizzat Mustafa Kemal şu şekilde anlatır:

“Niçin kaçıyorsunuz?” Dedim.
“Efendim, düşman.” Dediler.
“Nerede?”
“İşte”, diye 261 Rakımlı Tepe’yi gösterdiler. Filhakika düşmanın bir avcı hattı 261 Rakımlı Tepe’ye yaklaşmış ve kemali sebesiyetle ileri doğru yürüyordu.” diye ekler. Kaçan efrada:
“Düşmandan kaçılmaz” dedim.
“Cephanemiz kalmadı” dediler.
“Cephaneniz yoksa süngünüz var.” dedim ve bağırarak süngü taktırdım, yere yatırdım. “Kazandığımız an bu andır.” diye eklemektedir.
Yanında bulunan yaverine 57. Alay’ın bölgeye ulaşarak savaşa girmesi emrini vermesi için geriye gönderir. Saat 10:00’da 57. Alay’ın bir taburu, düşmanın kuzey kanadını tutacak şekilde yerleştirir. Bu kuvvetlere Mustafa Kemal şu tarihi emrini verir:
“Size ben taaruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Siz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar geçebilir.”
Bu emirle buradaki kuvvetler taaruza geçer ve önüne çıkan Anzac gruplarını silip süpürür. Bu taaruzu General Hamilton şu şekilde anlatır: “Gebe dağlar Türk doğurmakta devam ediyor. Bizim mevzimizin en yüksek ve en merkezi yerine birbirini kovalayan dalgalar halinde yükleniyorlardı.”
Böylece çıkarmanın hemen arkasından oluşan kaos durumu önlenmiş, 27. ve 57. Alaylar’ın hücumlarıyla düşman her iki taraftan da sıkıca kavranmıştı. Bir İngiliz yazar o günkü taaruzları şu şekilde anlatmaktadır:
“Müttefik Devletler için harekatın en kötü rastlantısı, bu deha sahibi küçük rütbeli (Yarbay Mustafa Kemal) Türk komutanının tam o anda, o noktada (Conkbayırı) bulunmasıydı. Çünkü, aksi taktirde A.N.Z.A.C. Kolordusu pekala o gün Conkbayırı’nı ele geçirebilirdi. Savaşın kaderi o anda belli olurdu.”

26 Nisan günü 72. ve 77. Alaylar’ın da gelmesiyle bölgedeki tüm birliklerin taaruzuyla Kılıçbayırı doğusu-Kırmızı Sırt doğusu-Kanlısırt-Albayrak Sırtı’nın gerisi alınmış, böylece İngilizler’in tüm planları alt üst olmuştur. Fakat Kanlısırt’ı tutmakla görevli 77. Alay, donanmanın yoğun bombardımanı karşısında, alayın içinde bulunan çok sayıda Arap erlerinin kaçması yüzünden Kanlısırt düşman eline geçniştir.

27 Nisan’da 64. ve 33. Alaylar bölgeye sevk edilerek 19. Tümen’in emrine verilmiştir. Bu alayların gelmesiyle başlatılan taaruzla Anzaclar Cesarettepe ve Bomba Sırtı güney yamaçlarına geri püskürtülmüş, hatta bir kısmının sandallara atlayarak kaçmak istedikleri bile saptanmıştır.

28 ve 29 Nisan günlerinde bölgede bir durgunluk hakimdir. Her iki taraf da siper kazmakta ve mevzilerini güçlendirmeye çalışmaktadır. Bu durumdan istifade eden Yarbay Mustafa Kemal 3. Kolordu Komutanlığı’ndan ek kuvvet istemiş, bu istek doğrultusunda 125. Alay 28. Nisan’da Bigalı Köyü’ne gelerek 19. Tümen emrine girmiştir. Aynı gün Anzaclar da kıyıya bir tugay daha çıkarmışlar, bölgedeki mevzilerini kuvvetlendirmişlerdir. Bu durum Nisan sonuna kadar devam etmiştir. 30 Nisan’da Mustafa Kemal’e padişah adına Gümş İmtiyaz Madalyası gönderilmiştir. Bu madalyanın yazısının bir cümlesinde şu şekilde yazmaktadır:

“Geceli gündüzlü süren harbi, başarılı bir şekilde idare ederek her an başka bir surette tecelli etmekte olan fedakar hizmetinizin sürüp gitmesini bekler, bütün kalbimle sizi kutlarım.”

1 Mayıs’a kadar bölgeye gönderilen 13., 14. ve 15. Türk Alayları’yla bölgedeki Türk kuvvetleri 18.400’ü bulmuştur. Buna karşılık olarak Anzac kuvvetleri yeni takviyelerle sayıları 25.000’e yükselmiştir.
1 Mayıs’ta 19. Tümen Komutanlığınca bir taaruz yapılması planlanmıştır. Bu plana göre taaruzun ilk hedefi Bomba Sırtı batısı-Boyun Noktası-Merkez Tepe çizgisi olacaktır. İkinci hedef Haintepe ekseninde olacak şekilde geliştirilecek ve böylece Anzac kuvvetleri çıkış yerlerine sıkıştırılarak denize dökülecekti. Bu taaruzda Türk tertibi şöyleydi:
Sağ Kanat Kolu: Binbaşı Avni komutasında 57., 64., 72. ve 77. Alaylar’ın 3. Taburları Cesarettepe-Yüksek Sırt çizgisinde. Merkez Kolu: Yarbay Ali komutasında 14. ve 15. Alaylar Merkez Tepe doğrultusunda.
Sol Kanat Kolu: Yarbay Ali Şefik komutasında 27., 33. ve 72. Alaylar Kanlısırt’a.
125. Alay ise ihtiyat kuvvet olarak ayrılmıştır.

Taaruz 1 Mayıs saat 05:00’da Türk topçusunun ateşiyle başlamıştır. İngiliz donanmasının karşı ateşi ve düşman makineli tüfekleri yüzünden çok ağır zayiatlar verilmiş, özverili mücadelelere rağmen taaruzlar durmuştur. Boğaz boğaza yapılan çarpışmalar neticesinde düşmanı mevzilerinden söküp atmak gerçekleşememiştir. Siperler arası mesafeler 8-10m.’ye kadar düşmüştü. 1 Mayıs taaruzu 24 saat sürmesine rağmen beklenen sonuç alınamayınca durmuştur. Bu bir günlük taaruzda sadece üç alayın (33., 13. ve 15. Alaylar) toplam zayiatı 25 subay 1885 erdir.

Bu taaruzdan itibaren bölgedeki savaşlar rutin siper savaşlarına dönüşmüş, küçük çaplı baskınların haricinde büyük taaruzlar olmamıştır. 11 Mayıs’ta Çanakkale Cephesi’ni denetlemeye gelen Enver Paşa, Arıburnu cephe kesiminde İngilizler’in denize dökülmesini amaçlayan yeni bir taaruza geçilmesi görüşünü bildirmiş ve bu doğrultuda bir karar alınmıştır. Bu doğrultuda İstanbul’dan 1 taze tümen hareket etmiş ve 18 Mayıs’ta bölgeye gelmiştir. Alınan taaruz kararı Mustafa Kemal’e bildirilmiş ve gerekli planlamalar yapılmıştır. 19 Mayıs taaruzu amacıyla hazırlanan Türk birliklerinin tertibi şu şekildeydi:

19. Tümen: Boyun Noktası kuzeyinde; 64. Alay Cesarettepe’de, 57. Alay Yüksek Sırt’ta, 72. Alay ile diğer birliklerde 3. tabur ihtiyatta. 5. Tümen: 14. Alay Boyun Noktası’nda, 13. Alay Merkez Tepe karşısında, 15. Alay ihtiyatta. 2. Tümen: 1. ve 5. Alaylar Kırmızı Sırt-Kanlısırt kuzey kesiminde, 6. Alay İhtiyatta. 16. Tümen: 47. ve 48. Alaylar Kanlısırt’ın her iki tarafında. Bu bölgedeki Türk birlikleri sayısı 42.112’dir. topçu ve lojistik unsurlar da katılırsa sayı 50.000’i bulmaktadır. Karşı tarafta ise Anzac kuvvetleri 4 piyade, 2 atlı tugay olarak yerleştirilmiştir.

18 Mayıs gecesi başlayacak olan bu taaruz baskın niteliğinde planlanmış ve 3. Kolordu Komutanı Esat Paşa tarafından yönetilecektir. 4 tümenlik bu kuvvet 3,5km.’lik dar bir şerit üzerinde taaruza geçecektir. Taaruz saat 03.30’da başlar. İlk önceleri 64. Alay’ın 1 bölüğü, 14. Alay’ın bazı birlikleri düşman siperlerini ele geçirdiyse de düşman makineli tüfeklerinin yoğun ateşi karşısında büyük zayiatlar vermiştir. Bu mevzilerdeki taaruzlar adeta katliama dönüşmüştü. Bu olay karşısında taaruzlar durdurulmuştur. 4.5 saat süren taaruzda Türk tarafının kaybı; 51 subay, 3369 er olmak üzere 3420 şehit, 6064 yaralıdır. Düşman kaybı ise oldukça azdır; 168 ölü, 468 yaralı.

Bu başarısızlığın nedenleri:

1- Taaruza derinlik kazandırılmamış, 4 tümen 3.5km.’lik bir alana sıkıştırılmıştır.
2- Baskın niteliğinde olması planlanan bu taaruz, 3. Kolordu karargahından ısrarla yapılan uyarılara rağmen gece yarısından itibaren 2. Tümen cephesinde hafızların yüksek sesle ezanlar ve dualar okumaları, 2. Tümen bandosunun marşlar çalarak yönlendirilmesi.
3- Özellikle merkez hatta taaruz öncesi siperlerin çok yoğun doldurulması (metre başına 14 insan düşmekte).
4- Asıl darbeyi vuracak 2. Tümen’in ilgili subaylarının gündüz cephede ön keşif yapmaması.
Bu kanlı taaruzdan sonra bölgedeki savaşlar yeniden siper savaşlarına dönüşmüş, Haziran ve Temmuz dönemlerinde karşılıklı olarak herhangi bir ilerleme kaydedilmemiştir. Aynı durum Seddülbahir Bölgesi için de geçerliydi. General Hamilton, eldeki kuvvetlerle Çanakkale sorununun çözülemeyeceğini anlamış ve hükümetten yeni kuvvetler istemişti. Churchill’in ısrarı ve Lord Kitchener’in desteğiyle Hamilton’un 5 yeni tümenle daha takviye edilmesi kararlaştırılmıştır.

ANAFARTALAR – SUVLA KOYU ÇIKARMASI

Gelecek olan 5 tümenin büyük bir kısmı Anafartalar Limanı’na çıkarılacak, ilk aşamada Kocaçimen-Tekke Tepe hattı ele geçirilmesi, daha sonra Eceabat doğrultusunda ilerlenerek Türk kuvvetlerinin gerisinin kesilmesi planlanmıştır. Bu çıkarmanın kolaylaştırılması amacıyla Arıburnu cephe kesimi takviye edilerek Conkbayırı’na bir taaruz ve Saros Körfezi’ne bir gösteriş çıkarması yapılması da düşünülmüştür. Anafartalar ve Suvla Koyu’na çıkarma yapacak birlikler; 9. Kolordu (10. ve 11. Tümenler), 29. Hint Tugayı, 13. İngiliz Tümeni, 29. İngiliz Tugayı. Bu bölgedeki Türk kuvvetleri; Yarbay Wilmer komutasında iki piyade taburu, Gelibolu ve Bursa Jandarma Taburları bulunmaktadır.

Çıkarmaya katılacak düşman birliklerinin başında General Stapford bulunmaktadır. Çıkarma 6 Ağustos gecesi saat 22:00’da başladı. İlk etapta 4 taburluk İngiliz birliği karaya çıktı. Karşılarında bulunan bir mangalık Türk gözcü kuvvetinin ateşle karşılık vermesine rağmen 1 ölü dışında kayıp vermeden kıyıya çıkmışlardır. Lalebaba Mevkii’ne çıkan birlik şiddetli ateşle karşılaşmışlar, çok kayıp verdirmelerine rağmen Türk erleri fazla direnemeyerek geri çekildiler. Ne var ki 34. İngiliz Tugayı’nın çıkması pek kolay olmadı. Atılan aydınlatma fişeklerinin Türk kıtalarınca görülmesi yüzünden muhripler 500m. açıkta demirlemek zorunda kalmıştır. Bu ve benzeri nedenler yüzünden bu kesimdeki çıkarma 7 Ağustos günü saat 03:00’ı bulmuştu. İngilizler’in 3 taburla 7 Ağustos sabahı Softa Tepe’ye yaptıkları taaruz, buraya yerleştirilen Türk birliklerinin direnişiyle başarılı olamamış, İngilizler, birliklerinin %80’ini kaybetmiştir. Buna karşın 11. İngiliz Tümeni, kıyıda hareketsiz, düzensiz ve karma karışık bir yığın halinde bulunmaktaydı. Tüm bunlardan General Stapford’un ve Hamilton’un haberi yoktu.

Gelişmekte olan yeni durum üzerine V. Ordu Komutanı, Saros Grubu’ndan bir alayı Anafartalar doğrultusunda harekete geçirerek bölgedeki Yarbay Wilmer ile bağlantı kurmasını emreder. Öte yandan da durumun kritikliğini görerek bölgenin sorumluluğunu yüklenebilecek bir komutan arayışına girmiştir. Bu konuda görüşülen Mustafa Kemal “Bütün mevcut kuvvetleri emrime vermekten başka çare yoktur.” demiştir. “Bu kuvvet çok gelmez mi?” sorusunu “Az bile gelir” diye yanıtlamış, böylece tüm birlikler kendisine bağlanmış ve Anafartalar Grup Komutanı olarak atanmıştır.

7 Ağustos günü, Softa Tepe’ye yönelen 10. Tümen birlikleri saat 10:00’da 11. Tümen’in 2 tugayıyla birleşerek Mestan Tepe’ye taaruz etmeleri emredilir. Fakat 11. Tümen birlikleri birbirine karışmış olduklarından taaruz emri uygulanamadı ve böylece Mestan Tepe Türk kuvvetinin elinde kaldı. Diğer taraftan bir İngiliz taburu Kireçtepe’ye doğru ilerlemiş, buraya yetişen Gelibolu Jandarma Taburu’ndan bir bölük İngilizler’e karşı koymuş, daha sonra takviye edilerek düşman ilerlemesi durdurulmuştur.
7 Ağustos sabahından itibaren gelişen olaylar karşısında Yarbay Wilmer, Kuzey Grup Komutanlığı’na gönderdiği raporunda takviye istemiştir. 7. ve 12. Türk Tümenleri’nin yolda olduğu, Tayfur’daki Süvari Alayı’ndan iki bölüğün Yarbay Wilmer emrine gönderilmesi bildirilmiştir. 7 Ağustos günü 5 tugaylık büyük İngiliz kuvvetinin, geniş bir alana yayılmış 3000 kişilik Türk birlikleri karşısında zorlanmadan hedeflerini ele geçirmesi ve Çanakkale Boğazı’nı ateş altına alması zor değildi. 9. İngiliz Kolordusu’na bağlı 27.000 kişilik kuvvetin sadece Mestan Tepe ile Karakol Dağı’nın bir bölümünü ele geçirmesi Türkler için büyük bir şans, İngilizler için ise büyük şanssızlık ve başarısızlıktır. Bu büyük İngiliz kuvveti ancak 800m. kadar ilerleyebilmiştir.

I. Anafartalar Muharebesi:

7. ve 12. Tümenler’in bölgeye gelmesi sonucu yapılması planlanan taaruza katılacak Türk kuvveti 18.987 kişiden oluşmaktaydı. Yapılan plana göre: 12. Tümen: Kavaktepe-Tekke Tepe Mevkiileri’nde hazırlık mevzisine girecek, gün ışımasıyla Kükürtlüpınar-Sülecik Mestan Tepe çizgisinde bulunan İngiliz birliklerine taaruza geçecekti. 7. Tümen: Büyük Anafarta Köyü doğusunda hazırlık mevzisine girecek, gün ışımasıyla Damakçılık Bayırı doğrultusunda taaruza geçecek. İbrikçe güneyinde bulunan Bursa Jandarma Taburu ile 31. Alay’ın 2. Taburu bu tümenlerle birlikte taaruza katılacak ve bu iki grup arasında bağlantıyı sağlayacaktır.

9 Ağustos sabahı saat 04:00’da Türk kuvvetleri belirtilen doğrultularda taaruza geçmiştir. Yapılan çetin süngü taaruzları ve Türk topçusunun destek atışları sonucu İngilizler’in elinde bulunan bazı önemli tepeler tamamen ele geçirilmiş, özellikle 12. Türk Tümeni taaruz hattı üzerinde bulunan 5 İngiliz taburu eski mevzilerine çekilmek zorunda kalmıştır. 7. Tümen cephesinde ise, İngiliz mevzilerine en çok yaklaşan 20. Alay’ın !. Taburu ağır zayiata uğramış, İngilizler’in karşı taaruzlarıyla geri çekilmek zorunda kalmıştır. 7. Tümen’in verdiği ağır kayıplar sonucu akşama kadar bir ilerleme sağlanamadı. 9 Ağustos taaruzlarında Türk zayiatı 2.114’tür. Anafartalar Bölgesi’ndeki bu gelişmeler karşısında Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal 9 Ağustos gecesi birliklerin bulundukları hattı tahkim ederek savunma için düzenlemeleri emrini verir. Kendisi de 10 Ağustos’ta yapılacak taauzu yönetmek için Conkbayırı’na hareket etmiştir.

9. İngiliz Kolordu Komutanı, Türkler’in elinde bulunan Anafarta sırtlarını elde etmek amacıyla 10 Ağustos sabahı yeniden taaruz için gerekli emirleri vermişti. Bu taaruzda karaya yeni çıkarılan 53. Teritorial Tümeni destek amacıyla tertiplenmişti. Kraliyet Sahra Topçusu’na bağlı bir topçu tugayıyla iki dağ bataryası bu taaruzu destekleyecekti. Böylece 11. ve 53. Tümenler’den oluşan kuvvet 10 Ağustos günü saat 05:00’da taaruza geçer. Bu taaruz 12. Türk Tümeni cephesine yapılmış, birkaç saat süren savaş sonucunda taaruz geri püskürtülür. Türk kuvvetleri ağır kayıplar vermesine rağmen mevzilerini boşaltmamış, böylece İngilizler bir başarı elde edememişlerdir. 10 Ağustos’ta yapılan İngiliz taaruzlarında 12. Türk Tümeni 423, 7. Türk Tümeni 687 zayiat vermiştir. İngiliz zayiatı yaklaşık 1800 kişiydi.

Aynı gün Anafartalar’daki İngiliz taaruzuna destek amacıyla Conkbayırı’nda da bir saldırı planlanmıştı. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Ovası’ndaki birlikleri denetledikten sonra aynı gece yani 9 Ağustos gecesi yeniden Conkbayırı’nda bulunan 8. Tümen karargahına döndü. Bu bölgedeki birlikler İngiliz topçularının yoğun ateşiyle dağılmış, Conkbayırı’nda cepheyi koruyan 8. Tümen (23. ve 24. Alaylar) bulunmaktaydı. Albay Mustafa Kemal, 10 Ağustos sabahı saat 04:30’da baskın tarzında bir taaruz planlamıştı. Bu taaruz, süngü hücumu olacaktı. Bu taaruzu Mustafa Kemal şu şekilde anlatmaktaydı:

“10 Ağustos 1915’te Conkbayırı’nı almak ve bütün Boğaz’a hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzereydi. 8. Tümen Komutanı ve diğer subaylarını çağırdım. Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin. Evvela ben ileri gideyim, size kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız. Bu durumdan askeri de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve sürünerek düşmana 20-30m. yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı’ndan çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04:30’da kıyametler kopmuştu. İngilizler neye uğradıklarını anlayamamıştı. Allah! Allah! sesleri bütün cephelerde karanlıkta gökleri yırtıyordu. Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi büyük çukurlar açıyor, her tarafta şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım, elimi göğsüme götürdüm, kan akmıyordu. Olayı Yarbay Servet Bey’den başka kimse görmedi. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması bütün cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel vücudumda kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gecesi parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman Von Sanders Paşa’ya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış, heyecanlanmıştı. Kendileri de altın saatini bana hediye ettiler.” Diğer taraftan 9 Ağustos’u 10 Ağustos’a bağlayan gece Kanlısırt’a da ardı ardına hücumlar yapılmış, bir kısım Türk mevzileri geri alınmıştı. Bu taaruzda 47. Alay Komutanı Binbaşı Tevfik Bey ve 15. Alay Komutanı Yarbay İbrahim Şükrü en ileri hatta çarpışırken şehit olmuşlardır. 6-10 Ağustos arasında Conkbayırı Bölgesi’nde yapılan savaşlarda Türk kuvvetleri yaklaşık 20.000 zayiat, İngiliz kuvvetleri 25.000 zayiat vermiştir

II. Anafartalar Muharebesi:

I. Anafartalar Savaşı’ndaki başarılı Türk savunması karşısında alınan başarısızlık sonucu General Stapford görevden alınmış, yerine 29. Tümen Komutanı General Lisle atanmıştı. Generale verilen görev, dağılan 9. Kolorduyu toplamak ve Türk mevzilerine yeni bir taaruz harekatı yapılmasıydı. Suvla’da bulunan birlikler 29. Tümen’in iki tugayıyla takviye edilmişti.
Taaruz 21 Ağustos’ta saat 14:00’da yoğun donanma ve kara topçusunun ateşiyle başladı. Anafartalar bölgesindeki bu taaruz tüm cephelerde olmaktaydı. Bu taaruzda üstün İngiliz kuvvetine karşı Türk savunması çok zayiat vermesine rağmen bulunduğu mevzileri bırakmıyordu. 22 Ağustos’ta yapılan taaruzlarda 9. İngiliz Kolordusu’nun tek kazancı Yusufçuk Tepesi’nin batı yamaçlarında bir mevzi parçasıyla, sağ kanadındaki Azmak Dere kuzeyine doğru küçük bir mevzi parçasından ibaretti. Bu küçük kazançlar için İngilizler 6558 zayiat vermişti. Türkler’in zayiatı ise 2598 kişiydi.

General Hamilton, Anafartalar Savaşı sonunda elde etmeyi planladığı Kocaçimen-Tekke Tepe hattı İngiliz kuvvetlerinin güvenliği açısından oldukça önemliydi. Fakat tüm yapılan taaruzlar sonucunda hiçbir sonuç alınamamış, tüm planlar iflas etmişti. Anafartalar Savaşı, Çanakkale Savaşı’nın kaderini belirlemiştir. Bu bölgedeki Türk kuvvetinin başına genç, cesur ve sevk idare yeteneği yüksek olan Kurmay Albay Mustafa Kemal’e verilmesi Türkler açısından oldukça büyük bir şans olmuştur.

Seddülbahir Cephesi ve Arıburnu Cephesi’ndeki savaşlarda artık İngilizler planlanan hedeflere ulaşamayacaklarını anlamışlardı. Balkanlar’da oluşan yeni gelişmeler yüzünden Çanakkale Cephesi’ndeki birliklerin bu bölgeye kaydırılması kararı alınmıştı. Böylece 8.5 ay süren Çanakkale Cephesi’nin boşaltılma kararı alınır. Bu karar ile 20 Aralık’ta Arıburnu Bölgesi’nden İngiliz birlikleri tamamen bu bölgeyi boşaltmıştır.

Çanakkale Savaşlarında Tarafların Kayıpları:

Türkler: 58.650 şehit, 100.177 yaralı, 10.067 kayıp, 21.498 hastalıktan ölen, 64.000 sakat. Toplam 254.392 kişi.

İngilizler: 1.745 subay-26.455 er ölü, 3143 subay-74.554 er yaralı, 353 subay-10.901 er kayıp ve 98.863 sakat, Toplam 216.014 kişi.
Fransızlar: Kayıp, ölü ve yaralı olarak toplam 47.745 kişi.

-Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı-
SAVAŞ TARİHİ

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çanakkale Şehitlik Turu - Çanakkale Gezisi - Çanakkale Turları - Çanakkale Şehitlik Turları